Menu

Surah Al-Qamar

Kamer

Chapter 54 of 114

Güzel Kuran Okuryazarlığı

Surah Al-Qamar

Recited by Salaah Bukhaatir

Overview

About this Surah

The Surah takes its name Ad-Duha from the very first word.

At a glance

Surah 54 of 114

Translation
Turkish
Recitation
Salaah Bukhaatir

Ask the AI about this Surah

Commentary

Tafsir

<h2>Name</h2>
<p>The Surah takes its name <em>Ad-Duha</em> from the very first word.</p>
<h2>Period of Revelation</h2>
<p>Its subject matter clearly indicates that it belongs to the earliest period at Makkah. Traditions also show that the revelations were suspended for a time, which caused the Holy Prophet (upon whom be Allah's peace) to be deeply distressed and grieved. On this account he felt very anxious that perhaps he had committed some error because of which his Lord had become angry with him and had forsaken him. Thereupon he was given the consolation that revelation had not been stopped because of some displeasure but this was necessitated by the same expediency as underlies the peace and stillness of the night after the bright day, as if to say: "If you had continuously been exposed to the intensely bright light of Revelation (<em>Wahi</em>) your nerves could not have endured it. Therefore, an interval was given in order to afford you peace and tranquility." This state was experienced by the Holy Prophet in the initial stage of the Prophethood when he was not yet accustomed to hear the
intensity of Revelation. On this basis, observance of a pause in between was necessary. This we have already explained in the introduction to Surah Al Muddaththir; and in E. N. 5 of Surah Al-Muzzammil also we have explained what great burden of the coming down of Revelation he had to bear. Later, when the Holy Prophet developed the power to bear this burden, there was no longer any need for long gaps.</p>
<h2>Theme and Subject Matter</h2>
<p>Its theme is to console the Holy Prophet (upon whom be peace) and its object to remove his anxiety and distress, which he had been caused by the suspension of Revelation. First of all, swearing an oath by the bright morning and the stillness of night, he has been reassured, so as to say: "Your Lord has not at all forsaken you, nor is he displeased with you." Then, he has been given the good news that the hardships that he was experiencing in the initial stage of his mission, would not last long, for every later period of life for him would be better than the former period, and before long Allah would bless him so abundantly that he would be well pleased. This is one of the express prophecies of the Quran, which proved literally true, afterwards, whereas when this prophecy was made there seemed not to be the remotest chance that the helpless and powerless man who had come out to wage a war against the ignorance and paganism of the entire nation, would ever achieve such wonderful
success.</p>
<p>Then, addressing His Holy Prophet (upon whom be peace) Allah says:"O My dear Prophet, what has caused you the anxiety and distress that your Lord has forsaken you, and that We are displeased with you? Whereas the fact is that We have been good to you with kindness after kindness ever since the day of your birth. You were born an orphan, We made the best arrangement for your upbringing and care: you were unaware of the Way, We showed you the Way; you were indigent, We made you rich. All this shows that you have been favored by Us from the very beginning and Our grace and bounty has been constantly focused on you."Here, one should also keep in view <a href=/20/37-42>vv. 37-42 of Surah Ta Ha</a>, where Allah, while sending the Prophet Moses to confront a tyrant like Pharaoh, encouraged and consoled him, saying: "We have been looking after you with kindness ever since your birth; therefore, you should be satisfied that you will not be left alone in this dreadful mission. Our bounty will constantly be
with you."</p>
<p>In conclusion, Allah has instructed His Prophet (upon whom be peace) telling him how he should treat the creatures of God to repay for the favors He has done him and how he should render thanks for the blessings He has bestowed on him.</p>

Verse by verse

Surah Al-Qamar · Kamer

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. Ayah 1

    بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَـٰنِ الرَّحِيمِ اقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانشَقَّ الْقَمَرُ

    Yaklaştı kıyamet ve yarıldı ay.

  2. Ayah 2

    وَإِن يَرَوْا آيَةً يُعْرِضُوا وَيَقُولُوا سِحْرٌ مُّسْتَمِرٌّ

    Ve onlar, bir delil gördüler mi yüz çevirirler de sürüp giden bir büyü derler.

  3. Ayah 3

    وَكَذَّبُوا وَاتَّبَعُوا أَهْوَاءَهُمْ ۚ وَكُلُّ أَمْرٍ مُّسْتَقِرٌّ

    Ve yalanlarlar ve dileklerine uyarlar ve her iş, kararlaştırılmıştır.

  4. Ayah 4

    وَلَقَدْ جَاءَهُم مِّنَ الْأَنبَاءِ مَا فِيهِ مُزْدَجَرٌ

    Ve andolsun, öyle haberler geldi onlara ki o haberlerde onları vazgeçirecek, onlara öğüt verecek şeyler vardı.

  5. Ayah 5

    حِكْمَةٌ بَالِغَةٌ ۖ فَمَا تُغْنِ النُّذُرُ

    Yüksek hikmet vardı, derken korkutuşlar fayda vermedi gitti.

  6. Ayah 6

    فَتَوَلَّ عَنْهُمْ ۘ يَوْمَ يَدْعُ الدَّاعِ إِلَىٰ شَيْءٍ نُّكُرٍ

    Artık yüz çevir onlardan; o gün çağıran, hoşlanılmayan birşeye çağırır.

  7. Ayah 7

    خُشَّعًا أَبْصَارُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ الْأَجْدَاثِ كَأَنَّهُمْ جَرَادٌ مُّنتَشِرٌ

    Gözleri yerde, kabirlerden çıkarlar, sanki onlar, dağılmış çekirgelerdir.

  8. Ayah 8

    مُّهْطِعِينَ إِلَى الدَّاعِ ۖ يَقُولُ الْكَافِرُونَ هَـٰذَا يَوْمٌ عَسِرٌ

    Yönelirler çağırana; kafirler, bugün derler, ne de zorlu gün.

  9. Ayah 9

    كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ فَكَذَّبُوا عَبْدَنَا وَقَالُوا مَجْنُونٌ وَازْدُجِرَ

    Onlardan önce Nuh kavmi de kulumuzu yalanlamıştı ve delil dediler ona, pek fena incittiler onu.

  10. Ayah 10

    فَدَعَا رَبَّهُ أَنِّي مَغْلُوبٌ فَانتَصِرْ

    Derken Rabbine dua etti: Şüphe yok ki altoldum ben, artık sen yardım et bana.

  11. Ayah 11

    فَفَتَحْنَا أَبْوَابَ السَّمَاءِ بِمَاءٍ مُّنْهَمِرٍ

    Derken açtık göklerin kapılarını da şarıl şarıl ardı gelmez yağmurlar yağdırdık.

  12. Ayah 12

    وَفَجَّرْنَا الْأَرْضَ عُيُونًا فَالْتَقَى الْمَاءُ عَلَىٰ أَمْرٍ قَدْ قُدِرَ

    Ve yerden de sular fışkırttık, derken sular, mukadder bir emre göre birleşti.

  13. Ayah 13

    وَحَمَلْنَاهُ عَلَىٰ ذَاتِ أَلْوَاحٍ وَدُسُرٍ

    Ve onu, tahtalardan yapılmış ve mıhlarla kenetlenmiş bir gemide taşıdık.

  14. Ayah 14

    تَجْرِي بِأَعْيُنِنَا جَزَاءً لِّمَن كَانَ كُفِرَ

    Gözümüzün önünde akıp giderdi; bir mükafattı nankörlük görene.

  15. Ayah 15

    وَلَقَد تَّرَكْنَاهَا آيَةً فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

    Ve andolsun ki bir delil olarak bıraktık onu, fakat bir ibret alan mı var?

  16. Ayah 16

    فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ

    Derken nasıldı azabım benim ve korkutuşlarım?

  17. Ayah 17

    وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

    Ve andolsun öğüt ve ibret için Kur'an'ı kolaylaştırdık, fakat bir ibret alan mı var?

  18. Ayah 18

    كَذَّبَتْ عَادٌ فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ

    Âd da yalanlamıştı, derken nasıldı azabım benim ve korkutuşlarım?

  19. Ayah 19

    إِنَّا أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِي يَوْمِ نَحْسٍ مُّسْتَمِرٍّ

    Şüphe yok ki sürüp giden uğursuz bir günde onlara bir kasırgadır yolladık.

  20. Ayah 20

    تَنزِعُ النَّاسَ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ مُّنقَعِرٍ

    Onları kökünden koparmadaydı, sanki köklerinden kopup baş aşağı devrilen hurma kütükleriydi onlar.

  21. Ayah 21

    فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ

    Derken nasıldı azabım benim ve korkutuşlarım?

  22. Ayah 22

    وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

    Ve andolsun ki öğüt ve ibret için Kur'an'ı kolaylaştırdık, fakat bir ibret alan mı var?

  23. Ayah 23

    كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِالنُّذُرِ

    Semud da korkutucuları yalanladı.

  24. Ayah 24

    فَقَالُوا أَبَشَرًا مِّنَّا وَاحِدًا نَّتَّبِعُهُ إِنَّا إِذًا لَّفِي ضَلَالٍ وَسُعُرٍ

    Derken bizden bir adama mı uyacağız dediler, gerçekten de o zaman elbette sapıklığa düşeriz, ateşlere yanarkavruluruz.

  25. Ayah 25

    أَأُلْقِيَ الذِّكْرُ عَلَيْهِ مِن بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌ

    Vahiy, içimizden gelegele ona mı geliyor? Hayır, o, yalancı kendini beğenmiş birisi.

  26. Ayah 26

    سَيَعْلَمُونَ غَدًا مَّنِ الْكَذَّابُ الْأَشِرُ

    Yarın bilirler kimmiş yalancı kendini beğenmiş.

  27. Ayah 27

    إِنَّا مُرْسِلُو النَّاقَةِ فِتْنَةً لَّهُمْ فَارْتَقِبْهُمْ وَاصْطَبِرْ

    Şüphe yok ki onları sınamak için dişi deveyi gönderiyoruz, artık gözetle onları ve dayan.

  28. Ayah 28

    وَنَبِّئْهُمْ أَنَّ الْمَاءَ قِسْمَةٌ بَيْنَهُمْ ۖ كُلُّ شِرْبٍ مُّحْتَضَرٌ

    Ve haber ver onlara, su, aralarında paylaştırılmıştır, her bölük, nöbetinde hazır olur, su alır.

  29. Ayah 29

    فَنَادَوْا صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ

    Derken arkadaşlarına seslendiler, derken kılıcını çekti de devenin ayaklarını kesti, öldürdü.

  30. Ayah 30

    فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ

    Derken nasıldı azabım benim ve korkutuşlarım?

  31. Ayah 31

    إِنَّا أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةً وَاحِدَةً فَكَانُوا كَهَشِيمِ الْمُحْتَظِرِ

    Gerçekten de bir bağırış gönderdik onlara, derken hayvan ağılına konan çalıya çırpıya döndüler.

  32. Ayah 32

    وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

    Ve andolsun ki öğüt ve ibret için Kur'an'ı kolaylaştırdık, fakat bir ibret alan mı var?

  33. Ayah 33

    كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ بِالنُّذُرِ

    Lut kavmi de korkutucuları yalanladılar.

  34. Ayah 34

    إِنَّا أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّا آلَ لُوطٍ ۖ نَّجَّيْنَاهُم بِسَحَرٍ

    Gerçekten de, Lut'un ailesi müstesna, onlara taş yağdıran bir yel gönderdik, Lut'un ailesini de bir seher çağı kurtardık.

  35. Ayah 35

    نِّعْمَةً مِّنْ عِندِنَا ۚ كَذَٰلِكَ نَجْزِي مَن شَكَرَ

    Katımızdan bir nimet olarak; işte böyle mükafatlandırırız şükredeni.

  36. Ayah 36

    وَلَقَدْ أَنذَرَهُم بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا بِالنُّذُرِ

    Ve andolsun ki o, bizim helakimizle korkutmuştu onları da onlar, bu korkutuşlardan şüpheye düşmüşlerdi.

  37. Ayah 37

    وَلَقَدْ رَاوَدُوهُ عَن ضَيْفِهِ فَطَمَسْنَا أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا عَذَابِي وَنُذُرِ

    Ve gerçekten de onun konuklarını istemişlerdi de biz, kör edivermiştik gözlerini, artık tadın azabımı ve korkutuşlarımın sonucunu.

  38. Ayah 38

    وَلَقَدْ صَبَّحَهُم بُكْرَةً عَذَابٌ مُّسْتَقِرٌّ

    Ve andolsun ki bir sabah çağı üstlerine bir azap çöküvermişti onların.

  39. Ayah 39

    فَذُوقُوا عَذَابِي وَنُذُرِ

    Artık tadın azabımı ve korkutuşlarımı.

  40. Ayah 40

    وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

    Ve andolsun ki öğüt ve ibret için Kur'an'ı kolaylaştırdık, fakat bir ibret alan mı var?

  41. Ayah 41

    وَلَقَدْ جَاءَ آلَ فِرْعَوْنَ النُّذُرُ

    Ve andolsun ki Firavun soyuna da korkutucular gelmişti.

  42. Ayah 42

    كَذَّبُوا بِآيَاتِنَا كُلِّهَا فَأَخَذْنَاهُمْ أَخْذَ عَزِيزٍ مُّقْتَدِرٍ

    Bütün delillerimizi yalanladılar, derken onları üstün ve mutlak kudretli bir helak edişle helak ediverdik.

  43. Ayah 43

    أَكُفَّارُكُمْ خَيْرٌ مِّنْ أُولَـٰئِكُمْ أَمْ لَكُم بَرَاءَةٌ فِي الزُّبُرِ

    Sizin kafirleriniz, onlardan hayırlı mı, yoksa kitaplarda bir kurtuluş mu var size?

  44. Ayah 44

    أَمْ يَقُولُونَ نَحْنُ جَمِيعٌ مُّنتَصِرٌ

    Yoksa biz, birbirine yardım eden bir topluluğuz mu derler?

  45. Ayah 45

    سَيُهْزَمُ الْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ الدُّبُرَ

    O topluluk, yakında bozguna uğrayacak ve ardını dönüp kaçacak.

  46. Ayah 46

    بَلِ السَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَالسَّاعَةُ أَدْهَىٰ وَأَمَرُّ

    Onlara vaadedilen azabın mukadder zamanı kıyamettir ve kıyametin azabı, daha da zararlıdır ve daha da acı.

  47. Ayah 47

    إِنَّ الْمُجْرِمِينَ فِي ضَلَالٍ وَسُعُرٍ

    Şüphe yok ki suçlular, sapıklık içinde ve yakıp kavuran ateşlerdedir.

  48. Ayah 48

    يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِي النَّارِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ ذُوقُوا مَسَّ سَقَرَ

    O gün, yüzüstü ateşe sürüklenip atılırlar; tadın bakalım, cehennemin yakışını.

  49. Ayah 49

    إِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ

    Şüphe yok ki biz; her şeyi, bilgimizde mukadder olduğu gibi ve zamanında yarattık.

  50. Ayah 50

    وَمَا أَمْرُنَا إِلَّا وَاحِدَةٌ كَلَمْحٍ بِالْبَصَرِ

    Ve bizim emrimiz, birdir, ancak bir göz kırpış, bir göz yumup açış gibi tezdir.

  51. Ayah 51

    وَلَقَدْ أَهْلَكْنَا أَشْيَاعَكُمْ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

    Ve andolsun ki taraftarlarınızı da helak ettik, fakat bir ibret alan mı var?

  52. Ayah 52

    وَكُلُّ شَيْءٍ فَعَلُوهُ فِي الزُّبُرِ

    Ve işledikleri her şey, kitaplardadır.

  53. Ayah 53

    وَكُلُّ صَغِيرٍ وَكَبِيرٍ مُّسْتَطَرٌ

    Ve küçük, büyük, hepsi de yazılıdır.

  54. Ayah 54

    إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَنَهَرٍ

    Şüphe yok ki çekinenler, cennetlerdedir, ırmakların başlarında.

  55. Ayah 55

    فِي مَقْعَدِ صِدْقٍ عِندَ مَلِيكٍ مُّقْتَدِرٍ

    Gerçeklik makamında, çok kudretli bir büyük padişah katında.

About the Quran

The Quran

The Quran is the holy scripture of Islam. Muslims believe that it is the literal word of Allah (سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى), revealed to the Prophet Muhammad (صلى الله عليه وسلم) over a period of 23 years. The Quran is composed of 114 Surahs (chapters) and contains 6,236 Ayat (verses). Muslim beliefs and practices are based on the Quran and the Sunnah, the teachings and example of the Prophet Muhammad (صلى الله عليه وسلم).

The Kaaba in Mecca
A mosque in South America

Meccan Surahs

The Meccan Surahs are the earliest revelations sent down to the Prophet Muhammad (صلى الله عليه وسلم). They were revealed in Mecca, hence their name. These revelations form the foundation of the Islamic faith and contain guidance for Muslims on how to live their lives. The Meccan Surahs are also notable for their poetic beauty and lyrical prose.

Medinan Surahs

The Medinan Surahs are the later Surahs that, according to Islamic tradition, were revealed in Medina after the Prophet Muhammad's (صلى الله عليه وسلم) hijra from Mecca. They were revealed by Allah (سبحانه و تعالى) when the Muslim community was larger and more developed, as opposed to their minority position in Mecca.

Stay connected

Receive regular updates

New features, translations and reminders from AskTheQuran, straight to your inbox.

We use Mailchimp to send updates. You can unsubscribe at any time. See our privacy policy.

We may receive a commission if you click on a link and buy a product, service or similar, at no extra cost to you. Details are in the disclosure policy.